Yaralı akşamlardan çıkıp gelmiştin Ben bütün akşamlardan çıkıp gelmiştim Belki seni böyle bulmamalıydım Öyle kalmalıydı balki akşamlar Yitik bir masal gibi Seni gözlerimde bulmamalıydım Sonra ellerini tanıyordum, incecik Sonra kırılgan gözlerini Susup yüreğime süzülüyordun Yüreğim diyorum, yüreğim Yasemen
Ben hep kordan güllere tutunurdum, pürtelaş Ben hep tutunurdum avuçlarımda ateş Yağmur hiç böyle yağmazdı ellerime Ellerim diyorum, ellerim Yasemen
Bir bulut düşüyordu düşlerin ortasına Ben tepeden tırnağa ıslanıyordum Hiç böyle görmemiştim aşkın iki yüzünü Seni korkularla sevmek Seni hesapsızca sevmek Her şeye rağmen işte seni sevmek Öncesi ve sonrası Şimdi bir bulut var yüreğimde gezinen Şimdi yıldız yıldız gökyüzü yanıyor Gökyüzü diyorum, gökyüzü Yasemen
İşte böyle kimsesiz her anımda Yani her anımda Bir şiir sarıyor üşüyen düşlerimi Oysa ben seni hiç tanımıyorum Ömrünün şiirine hiç dokunmadım Sebebim, hayatın ortasında eğreti duruşundu Ve ben bir kumar oynadım ikimizin adına Birimiz kaybettik, mutlaka kaybettik Şimdi bu dalgalar çarpmıyor mu bağrıma Bir yerlerde senin adın kanıyor Kanıyor diyorum, kanıyor Yasemen
Ürkek bakışlarım avuçlarında işte Türkü dolu kalbim bakışlarında Seni bile bile seviyorum bilesin Seni bile bile kaybediyorum Bilir misin ömrümün sonrası nedir Sonrası diyorum, sonrası Yasemen
Bir gün rüzgarınla çekip gideceksin Gideceksin, biliyorum Vazgeçilebilir dostlar bırakacaksın bu şehirde Beni terkettiğini bilmeyeceksin Sonra gözlerimde tutuşacaksın Gözlerim diyorum, gözlerim Yasemen
Yüce Tanrı, Türk'ü artık arada koymayacak Bir fark vermiş ve bu farkı geçmişe saymayacak İki başlı söz olacak, hiçbir baş caymayacak Yollayan bey, gidilen bey ve giden Elçibey Türklük için Tanrımıza elçi gitti Elçibey
Dediler ki bir göç oldu, dağlarca sustum durdum Bir çift kızıl karanfili bağrıma bastım durdum Kuş kaçırmaz kementleri boynuma astım, durdum Ağ yeleli bir at ile göğe çattı Elçibey Türkler için Tanrımıza elçi gitti Elçibey
Dedim beyim, aman beyim, yüreği koca beyim Başı dağlar gibi kırçıl, dağlardan yüce beyim Dün aşikar, yarın meçhul, ya bu hal nice beyim Bir tek tanrı bilir dedi, yolu tutu Elçibey Türkler için gök Tanrı' ya elçi gitti Elçibey
O, Tanrı' ya balaların derdini anlatacak Kırkbir parçaya bölünen yurdunu anlatacak Şu dünyanın namerdini, merdini anlatacak Ölümlerle ölmeyecek bir yiğitti Elçibey Türklük için tanrımıza elçi gitti elçibey
Kapkaranlık bir gecede üç parça ay doğanda Göğün bütün yıldızları yeryüzüne ağanda Bütün acun darlanarak bir yüreğe sığanda Bir susuşla obalara veda etti Elçibey Türklük için tanrımıza elçi gitti Elçibey
Bir millet ki, sevenini nazdan bıktırır oldu Bir millet ki, sevenini yere baktırır oldu Ve bir millet, aşığını dara çektirir oldu Sevdiğini ne terk etti, ne unuttu Elçibey Türklük için gök Tanrı' ya elçi gitti Elçibey
Şehit yurdu, benim yurdum, ben de Karabağlıyam Kaderini kanla yazan bir milletin oğluyam Lakin neçe şehit verem, neçe yara bağlıyam Bir fermana ömrü üzre imza attı Elçibey Türkler için tanrımıza elçi gitti Elçibey
Sual ettim, beyim dedim, kavaktan dayay olur mu Bu devran ne yaman devran, çingeneden bey olur mu Bu devrana uyanların soyu asil soyu olur mu Ne, devir bu devir dedi, ne sabretti Elçibey Türklük için tanrımıza elçi gitti Elçibey
Bu ateş de yüzbin çerağ yakbazsa yazık bize Bir el bunca tek bayrağı çekmezse yazık bize Bu milletten bir tek Hakan çıkmazsa yazık bize Türk'ün ömrü bir gün değil, doğdu, battı Elçibey Türklük için gök Tanrı' ya elçi gitti Elçibey